21 Haziran 2012 Perşembe

kih kih

Ben şarkı söylerken kocanın surartının aldığı şekil!
gözlerde "bitse de gitsek" ifadesi ve genel görünümde mide bulantısı etkisi^^
en kötü olan bunu istemsizce yapıyor olması. bazen suratının farkına bile varmıyor.
ahaha ben çok gülüyorum kaşları çatılınca... 


18 Haziran 2012 Pazartesi

şu şekil bir pazar!

Uzuuuuun zaman sonra çalışmadığım ilk pazarımdı dün... Ne zamandır da bisiklete binmek istiyorum diye kendimi yırtıyordum ama malum işler ve oturduğum çevrenin müsait olmayışı bir türlü binememiştim. (Şu minicik zevkimi bile gerçekleştirmenin mucize olduğu bir dönemimdeyim. o sebepten ötürü görmemişin bir pazarı olmuş dersen  vallahi darılırım:)


bir zamanlar müdavimi olduğumuz eymir' e de gitmeyeli epey olmuştu. hal böyle olunca bütün yollar bizi eymir' e götürdü:) bu güzel eymir manzarasını çizerek mahfetmek istemedim ve ilk fotolu günlük postumu da yaptım:)


öyle sakin sakin yaylıp bir o ağaca bir şu kuşa bir o ördeğe uzun uzun bakıp huzur bulduk...


göl manzarası eşliğinde bisiklet tepesinde bol bol  gezdik.



uzun uzun molalar verdik...


yani benim için uzun aradan sonra tam dinlenmeceli harika bir pazardı. 
önümüzdeki cumartesi ve pazar da çalışacağım için bir süre daha bununla idare etmeye çalışacağım:(



bu arada ofis hayatıma da geri döndüm malesef:(
yine saat 09:00 -18:00 arası yaratıcı olması beklenen ofis insanıyım...
neyse bu konuları hiç düşünmek istemiyorum şimdi...

ben şu anda sabit kalmayı tercih ediyorum...
ok. by.




15 Haziran 2012 Cuma

uyumaya çalışıyorum!

bir süredir uykularım çok düzensiz. geceleri uyanıp uyanmam gereken saate kadar oturup sonra alarm çalmasıyla uykuya dalıyorum:) terslik işte... sabahları kocaya yine uyuyamadım yine oturdum diye anlattığımda her seferinde "bir daha olursa beni de uyandır" diye delice ısrar etmişti. ben de haliyle kıyamadım hiç uyandırmaya ama bir gün dehşet bir karın ağrısıyla gecenin bir körü uyandım. uzun süre uyandırıp uyandırmama arasında kaldım. sonra "şöyle yaparız böyle yaparız bik bik..." dediği şeyler aklıma geldi.  "bakalım bir yardımı olacak mı?" diye bir deneyeyim dedim...
 ve kıçını dönüp yattı!
sanki ben ben başka şey yapmaya çalışıyorum. 
ayrıca böyle bir yatış tarzı da yok yani. ben kendimi yorganın örtülüşüne göre ayayrlamaya çalışıyorum.  şekilden şekle giriyorum. 

11 Haziran 2012 Pazartesi

ben de yaparım "ne giydim?" postu!

tüm bloglarda görüyorum "ne giydim?" postları var.
dedim benim neyim eksik. ben de yaparım:) 



favori rengim pembe. pembesiz kombinim asla olmaz.
bu sezon sarı seviyorum bir de. hem pembeyle çok yakışıyorlar.
ayakkabıda da converse ve adidas(superstar) dışında başka şey giyemiyorum. 
renk renk ve klasik olarak her kombinimde olacaklar mecbur.

çakma bir moda blogu daha doğmuyor tabi arada çizicem böyle. giysi çizmek çok keyifli çünkü.
iş bunalımında arada kafama göre çizmek iyi geliyor...

aaa bi de kocamın klibi izlemeyen kaldı mıııı?
tv de ve radyolarda dönmeye başladı!
sağda solda gören duyan var mı?




5 Haziran 2012 Salı

PANKART AÇILDI!


herkese merhaba:) 
önceki posta da bahsettiğim PANKART sonunda çıktı! 



şimdilik albüm daha çok yeni ama çoook güzel tepkiler alıyoruz:)
umarım herşey böyle güzel devam eder... biz sonuçtan çok mutluyuz:D

şimdi sizleri ilk klip KIRMIZI ile başbaşa bırakıyorum:) ve yorumları bekliyorum^^







29 Mayıs 2012 Salı

ta taa!

Bu aralar işlerin güçlerin yoğunluğu ve yorgunluğunun yanı sıra ayrı bir heyecan içerisindeyiz.
Heyecanımız cuma günü raflarda yerini alacak olan kocacığımın grubu GRUP PANKART ın albümü için!!!




uzun ve heyecanlı bekleyişin ardından büyük emeklerle hazırladıkları albümü 1 Haziran da dinleyebileceğiz. önden tadımlık dinlemek isteyen olursa şu sitede mini bir tanıtımı var albümün.
albüm 10 parçadan oluşuyor. ikisi hariç tüm söz ve müzikler kocaya ait. daha önce hande yener den bildiğiniz kırmızı bu sefer çok farkı ve eğlenceli bir şekilde ve eğlenceli bir kliple karşınıza çıkacak!! gözünüz kulağınız PANKART ta olsun der ve linklerimi verir kaçarım:) 
pankart facebook:
pankart twitter:

12 Mayıs 2012 Cumartesi

benim annem^^






YAAAAAA! 
dün gece annem için bir yazı hazırlamıştım güzel güzel ama nolduysa şu yazı kaybolmuş ortadan:( şu saçma soru işareti çıkıyor yazımın yerine:( yazımda annemi anlatmıştım bol bol... o da okuyamadı tabi bir anlamı da kalmadı artık:( 
böyle kuru kuru illüstrasyon olmuş oldu:(
bu sinirle de o hislerime dönüp yazamadım tekrar. ben de kardeşin annemize hazırladığı videoyu koymak istedim ama onu da beceremedim bari linkini veriyim^^  


bence çok tatlı bir hediye

ha bi de video benim fikrimdi:) (cansu okuyorsan bunu sinir oldun biliyorum) hahah tamam tamam değildi kardeş düşünmüş yapmış. 

canım annem benim video da dediğimiz gibi seni çok seviyoruz cool kadın! anneler günün kutlu olsun:)  

5 Mayıs 2012 Cumartesi

dilekler hazır mı?

gördüğünüz gibi hizmette sınır yok arkadaşlar! hıdırellezmiş bugün. gül ağacına gidemeyenlerin ayağına gül ağacını bizzat getiriyorum. isteyen dileğini ağacın altına gömsün;P 
benim dilekler bayaaa bir fazla olduğundan derin bir çukur kazdım ben:)

onun dışında hala iş kafasındayım:( yine bir cumartesi akşamı tablet başında omuz+boyun ağrılarıyla çalışmaca durumundayım. bilgisayar başında yer içer vaziyette yurtta ve dünyada ne oluyor ne bitiyor her şeyden bir haberim^^ gazetelere bile bakmıyorum ondan heralde garip bir huzur var içimde.
ömrümün en güzel günleri şu masada geçip gidiyor. (az acitasyon yapıyım da dileklerine şu garip işlerini hemencik bitirsin de rahat etsin diye ekleyen olur belki)



26 Nisan 2012 Perşembe

nerde o eski kafalar :)

bir süredir bir süreliğine ofis hayatıma veda ederekten evde çalışmaya başladım^^
böyle çalışmak her zaman hayalim olmuştur. öyle bir yoğun tempoya girmiştim ki iş yerinde verilen işleri zamanında yetiştirmeme imkan yoktu. ben de aldım patronu karşıma 

dedim ki: 
"ben sıkıntıya gelemem. hem geç saatlere kadar mesai yapıcam hem de sabah 9 da iş başı yapıcam. özgür beyinlerin özgür saatleri olmalı. belki bana ilham gece 4 te gelecek. hemen ofise koşamam ya. ben dedim gidiyim evime. canım istediği saatte çalışır canımın istediği saatte yer içer gezerim."
tamam gerçek:
"şey aslında ben işlerimi eve götürsem sabah akşam demez çalışır ne istiyorsanız bitirir getiririm. yeter ki işler yatişsin. gerekirse günlerce uyumam çalışırım."
hehe :D
tabi durum böyle olunca öyle hayal ettiğim gibi gezip tozup canım isteyince çalışma gibi bir durumum olmadı. işleri yetiştirme çabasından ne sokak yüzü gördü bu kız ne ayak uzatmaca kanepede tv karşısı yayılmaca:_( 
ofiste çalışırken en azından çıkınca özgürce istediğimi yapıyordum. şimdi ise nefes aldığım her saniyeyi çalışarak değerlendirmem gerekiyor. şu feysbuk a bile günde bir bilemedin iki kere bakıyorum. ki tek sosyalleşme ortamım o... düşün artık halimi


zor mor ama hiiiiç şikayetçi değilim halimden. şunu çok iyi anladım ki
ofis şeysi kesinlikle ama kesinlikle bana göre değil. yorgunluğumu bir tarafa bırakıyorum ve bu kadar verimli bir çalışma dönemim hiç olmamıştı şimdiye kadar.
 evde ilk iş toplatımı bile yaptım:)
çıkan işten işin sahipleri de memnun alan memnun satan memnun keşke hep böyle çalışsam ama bu kadar yoğun olmasam yesem yesem de kilo almasam:)

tabi zaman zaman delirmiyor da değilim.  güneş varken pazar kahvaltılarına çıkamıyoruz mesela. ben hep evdeyim:( mevsim de değişmiş bak ben içerdeyken geçen 23 nisan ı kutlamak için çıktık o zaman gördüm:) bir kere de bacaklarım yürümeyi unutucak diye koca dışarı çıkarttı zorla 1 saat sonra pişmanlık duygusundan hemen eve döndüm. ama en çok cumartesi geceleri evde olmak koyuyor. işte cumartesi geceleri çalışan bir zavallı göksuk :)



resmen konuşmaya aç kalmışım ne kadan da çok yazmışım.
kocinin işler de yoğun bik bik konuşup duramıyorum kimsenin başında. içim şişmiş.


9 Nisan 2012 Pazartesi

gırdıın! al gırdın!


kalp kırıklıklarıyla dolu zamanlar geçirdim.
canımı haksızlığa uğramaktan daha fazla acıtan bir şey yok.

ok.by






28 Mart 2012 Çarşamba

konsept dışı!


blogumu ihmal ettiğimi düşündüğünüz mesajlar ve mailler alıyorum 
(tamam sadece üj bej tane şimdi mail yağmuruna tutuluyor numarası yapmanın alemi yok:)
instagram da bir postta etiketlenme vesilesiyle kendimi anlattım. 
o kadar yazıyı yazdım madem blogumu da ihmal etmeyeyim buraya da koyayım dedim.
blogumun konseptinin dışında olsa da^^

  • 85 doğumluyum.  
  • tam bir kova kadınıyım.  
  • yazım kötüdür ama çizerim her şeyi çizerim hem de 
  • mutlu olur çizerim mutsuz olur yine çizerim.  
  • işim gücüm de çizmek zaten.  
  • hayatının aşkıyla evli şanslı kadınlardanım. Cok eglenceli ve cok yakisikli müzisyen bir kocam var. 
  • 1.75 boyum var. hep ortamdaki en sırık kız olduğumdan 
  • bütün fotoğraflarda dizlerimden hafif eğilerek poz veririm.  
  • sürekli olarak rejimde takliti yaparım ama görünce 
  • yemeden durabileceğim bir besine daha rastlamadımkendimi cezalandıramam bu konuda ne bulursam yerim.  
  • çok yer çok içerim. oğlan çocuklarıyla kapışırım.  
  • yaparken parmağımı doğradığım bütün yemeklerim çok güzel olur. 
  • bir keresinde doğramadım çok kötüydü.  
  • en sevdiğim çiçek kaktüstür. 
  • denizi saatlerce seyredebilirim. 
  • sevdiğim filmleri 1000lerce kez izlemekten zevk alırım. 
  • bazen çekilmez olabiliyorum.  
  • biraz inatçı biraz da kinciyim galiba ama özünde iyi bi insanımdır.  
  • kimseye bir zararım yoktur heralde.
  • bir de pembeyi çok severim
                               işte böyle beyle



26 Mart 2012 Pazartesi

pisikletli post!

baharın gelişi işte böyle romantik çizimler yaptırıyor bana!

ne güzeldir pisiklet^^ yıllardır selesine oturmamış olsam da güzel.
Ankara' nın en bisiklete binilmeyesi semtinde oturup, çalıştığımdan  
ötürü böyle aktiviteleri unuttum gitti. oysa ne çok severim bisiklet
 olsun, paten olsun, kaykay olsun...
çocukluğumda bunları bol bol yapmış biri olarak çok özlüyorum.
sürekli çeşitli atraksiyonlar denediğimden bacaklarımdan hiç eksik 
olmayan yara kabuklarını bile çok özlüyorum.
...


NEE FACEBOOK SAYFAMA HALA GELMEDİN Mİİİİ?

21 Mart 2012 Çarşamba

bir haberim var komşular!

benim çiziktirikler daha fazla insana ulaşabilsin diye önüme gelen sosyal payaşım sitesini kullanır oldum. beni her yerden takip edenler sürekli aynı çizimleri görüp bıkmasın diye her yerede farklı çizimler yayınlamaya özen gösterdim. ancak böylelikle işlerim bölündü. ben de blogger olan da olmayan da en kolay facebooktan takip edebilir diye bir sayfa oluşturdum ve tüm çizimlerimi orada toplamaya ve yeni çizimleri orada paylaşmaya karar verdim. tabi blogumu sallamayacağım. buraların tadı ayrı^^ yani diyorum ki belki takip etmek isteyen olur. olursa burdan sayfama geliniz ve beğene tıkınız. hatta belki sayfayı başka arkadaşlarınızla da paylaşmak istersiniz lütfen çekinmeden paylaşalım çoğalalım:) 
esenlikler dilerim efendim


29 Şubat 2012 Çarşamba

17 Şubat 2012 Cuma

nasıl çiziyorum?

işte beyle!
tablet kucakta rahat ediyorum^^ bir de bütün ofise hakim olabiliyorum böylelikle.
öbür türlü tabletin arkasında kayboluyorum. olan biten bir şeyi kaçırmak istemem^^
nasıl çiziyorsun? sorularına "tablet yardımıyla"derken bu tabletten bahsediyorum. ilgilenen varsa bu biraz tuzlu bir oyuncak (patronum sağolsun) ama wacom tablet diye aratırsanız küçük boylu ve fiyat olarakta daha uygun olanları mevcut.
...
not: ofise pijamayla gelmiyorum;) o gün pijama benden ayrı olarak ofise geldi. ofiste birleştik;)
bu da iyice süper girl havalarına girmiş deme valla tesadüf.

bu da o sırada üzerinde çalıştığım işin bitmiş hali^^



14 Şubat 2012 Salı

dekolteli post!

benim "bu olmuş mu?" "bununla bu uymuş mu?" "eteğim nasıl?" "oram nasıl?" buram nasıl?" vb. tarzı sorularımdan bıkıp usanmış  koca,  fark ettim ki bir süredir hiç kafasını bile kaldırmadan "süper, harika, çok iyi" gibi cevaplar vererekten beni başından sıvıştırıyor. aslında haksız da sayılmaz yani... olamamış dese "peki bu?" "şimdi?" şimdi""önceki mi? bu mu?" diye daha beterinden soru yağmuruna tutulacak.
ben bile yazarken yoruldum yani. e ben de üstün zeka örneği göstererekten bir ders veriyim dedim. belki bir daha bakmadan süper demez dedim^^

sonra çok güldük^^

9 Şubat 2012 Perşembe

aşk meşk öpüş koklaş

bu illüstrasyonun sevgililer günü zımbırtısıyla felan asla bir alakası olmamakta!
14 şubat bana buradaki işime başlama tarihimden başka da bir anlam da ifade etmemekte.
14 şubat sevmem yani herkes bilsin de^^ 
ama onu severim çok severim hem de...

gecenin bir vakti uyanıp "su" dediğimde hiç itirazsız hop diye kalkıp bana su getirmesini severim.
ayaklarımı ayaklarıyla ısıtmasını sevrim
kafasından geçen cümleyi tahmin edip aynı anda söylemeyi severim
her şeyi gözümden anlamasını severim (tabi burda benim de gözlerimle her şeyi anlatma başarımı da göz ardı edemem. hakkımı veriyim)
söylemeden bana şarap alıp gelmesini severim
sabahları kahvaltı hazırlamasını severim (bunu da aslında ben hazırladığım zaman işe geç kalma korkusundan yapmaya başladı. ben anca kendimi hazırladığım halde kapıda bekleyen hep koca olur)
balık hafızamı bildiğinden her sabah telefonumu, şarjımı kapının önüne koymasını severim
karnım ağrıdığında büyülü elleriyle geçirmesini severim
uyuma numarası yaptığımda kendi kendine beni sevmesini severim (napıyım uyduğumu sandığında adam aşka geliyor, ben de öyle sevsin diye bazen numara yapıyorum:)
öyle işte içimden geldi


7 Şubat 2012 Salı

sarı!

sarı sever misin?  
benim has rengim pembedir aslında ama nedense bir sarı aşkı kabardı içimde bu aralar^^ 
sarı canlılık ve neşenin rengi olduğu kadar hüzünün de rengiymiş bana hiç hüzün vermiyor ya neyse...
böyle iki zıt etkiyi barındırdığı için insanda duygu karışıklıklarına sebep oluyormuş. fazlaca da ilham vericiymiş bu yüzden zihin karışıklıklarına neden olurmuş...
renklerinanlamları.com der ki:
Sarı renk zihin faaliyetlerini arttırır ve insana cesaret verir. Bu nedenle, sorumluluk ve yönetim gerektiren işlerde başarılı olan birinin sarı rengi seviyor olmasına şaşırmamak gerekir. Sarı rengi seven insanlar ilgi çekmekten ve her şeyin kendi kontrollerinde olmasından hoşlanırlar. 

belki de ilgi çekmeye çalışıyorumdur;)


1 Şubat 2012 Çarşamba

kağıt kalem mi dedin?

evet tablet şahane! yalnız kağıdı kalemi ne kadar özlediğimi kağıdı kalemi elime alınca fark ettim.
çok başka bir şey o...
silgi vardı mesela... silgiye dokunmayalı bile o kadar uzun zaman olmuş ki... şöyle elimin tersiyle sigi tozlarını defterden temizlemeyeli...

çok romantik geldi uzun zaman sonra deftere çizmek... kalem değiştirmek... 

27 Ocak 2012 Cuma

yok artık valla bi yaşıma daha girdim!


bugün bir yaşıma daha girdim ve artık doğumgünleri can sıkıcı olmaya başladı. ben büyümek istemiyorum ki... zaten annem beni kara kışa soğuk havaya denk getirdiği için parti falan havasına giremiyorum hiç. o yüzden kutlmaları temmuz ayındayapma kararı aldım. bundan sonra 27 temmuz da kutlanacak yeni yaşım:) böylece bir kaç ay daha  önceki yaşımda kalacağım:) ahahah evlilik yıl dönümümüzü de ekimde değil ikimizin de izin alıp  gönlümüzce balayı yapabileceği ağustos ayına çekmeye karar verdik. ne ya illa o tarihte mi olması şart sanki:))
bu kendime doğum günü hediyem olsun...
bu çizimi bu sitede 5dk. da yaptım lütfen bir göz atın. çok keyifli^^

.......................

her doğum günümde beni göz yaşlarına boğmayı başaran canım arkadaşım gökçenim bu sene de benim için birlikte fotoğraflarımız ve kendi çizimlerinden oluşan bir video hazırlamış^^  
uzakta olmamızın ve uzun süre görüşememiş olmanın verdiği özlemle izleyip izleyip fenalıklar geçirdim. o çalan parça da o kadar anlamlı ki bizim için. her kare ayrı tatlı anıya sahip...  izledikçe izledikçe iyice anladım ki çok özlemişim çok^^

Untitled from gokcen ak on Vimeo.


kız arkadaşlar önemlidir:)





25 Ocak 2012 Çarşamba

şakacı arkadaşlar:)

iş telefonu adı üstünde iş telefonudur ama beinim telefon genelde "bi kahve yapsan da içsek" "şarjın yanında mı?" "öğlen şuraya gidelim mi?" tarzı nedenlerle çalar bir de şunlar vardır "şakacı arkadaşlar!"
yani telefonumu taa almanya dan arayıp "ben emre nin sevgilisiyim... " tarzı işletmelerle eğlenmiş arkadaşlara sahip biriyim. herkes bi komik ki sormayın...  
genelde bir de bizim patronun sesine çok benzer sesler var onlarda oyum diye arar. ama patronum beni hiç aramaz. sekreterleri arar arayacaksa ama bir keresinde arayacağı gelmiş. ben de hiç beklemiyorum aramasını haliyle yine işletiyorlar diye ben de yavşak yavşak konuşuyorum sonra "patronun konuşuyor" diye uyardı beni! işte o anda tanıdım sesini:) başta adını söyledi ben de "hee ben de angarı turgut" diyesim gelmişti ki neyse ki onu dememiştim^^
yani şakacılar sayesinde telefonlara güvenemez oldum. şaka telefonlarını gerçek gerçek telefonları da şaka sanıyorum...:(


10 Ocak 2012 Salı

aylık kadınsal sinir dönemleri!

anlayışlı sevgilim çok seviyorum seni^^ 

evet beyler her ay sevgilinizin anlamsız sinir nöbetleriyle karşılaşıyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız doğru yerdesiniz. eğer evde falansanız olay çok basit. kriz başladığında yavaşça hissettirmeden hemen başka bir odaya doğru süzülün. kendinizi iyi hissedeceğiniz bir koltuğa sessizce oturun ve hiç konuşmadan geçmesini bekleyin. evet bu sırada peşinizden gelip "bana cevap ver" "yüzüme bak" ya da en can alıcı konuyu önünüze koyamaca tarzı tacizlerle sizi olayın içine çekmeye çalışacak asla aldanmayın. duymamaya çalışın mümkünse kendinizi oyun, tv vb. bir şeye  verin. artık krizin  büyüklüğüne göre süre değişir ama mutlaka geçecektir. tek kural görmezden gel! sonra bana dua edeceksin bak!


6 Ocak 2012 Cuma

yenilendik!

bi yenilenelim canlanalım dedik.

4 Ocak 2012 Çarşamba

çarşamba illüstrasyonu!


selam^^
tipim tam da bu olsun istiyorum!
ama ben düz saçlı açık tenli renkli gözlü ve bu kızın yaklaşık 4 katı kadarım:(
imkansızları istemekte üstüme yoktur zaten^^

2 Ocak 2012 Pazartesi

bir film izleyelim dedik!

uyudu adam^^
hayır niye inkar ediyosun ki hala?  kendi kendine işkence çektiriyorsun:)
genelde sızan ben olurum ama aslanlar gibi "ben uyuycam ulen" der gider yatarım.
önünde sallanan bardakları anlatana kadar inkar etti uyuduğunu canım kocicim:)


30 Aralık 2011 Cuma

hobaa!!

yıl sonu postu:)
garip ama gerçek bir durum var o da: istediğim bir şeyi çizdiğim zaman gerçek oluyor. hayır canım super girl olmadım tabiki. olabilecek şeyler yani. büyük şeyler için denemedim daha. bu illüstrasyonu da bir şey için çizdim. o şey olmuşta onu kutluyormuşuz işte...
aslında yeni yıldan büssürüü şey istiyorum ama çoğu şey bir şeye bağlı o yüzden bi tanecik şey istiyorum. (ne gizemli kızım) üstelik hemen olsun istiyorum. madem ilk kez içimde bir coşku hissettim yeni yılla ilgili o da bir kıyak yapsın artık bana. yok yok herkese yapsın. 

umarım her şey senin de istediğin gibi gider bu yıl:)
haydi mutlu yıllar!

21 Aralık 2011 Çarşamba

illüstrasyon!

bu yazıyı illüstrasyona merakı olanlar için hazırladım. çünkü bana sık sık nerden nasıl başlamaları gerektiği tarzı sorular geliyor. ben usta değilim tabiki daha yolun başında biriyim. 
kimseyi yanlış yönlendirmek istemem. 
ama "en iyisi kız kendimi anlatayım belki birine bi faydamız olur" dedim.

çoğu insana garip geliyor  bebeyken başladığımı sanıyorlar ama 
ben çizmeye taaa lise de falan başladım.
aslında çizmek bile denemez. graffiti olayına merakım vardı. 
oraya buraya graffiti için karamalar yapardım sadece. (bi şeye de benzemezdi o ayrı)
doğru düzgün elime kağıdı kalemi alışım liseyi bitirir bitirmez gittiğim desen kursunda oldu.
ve inan o zamana kadar resimden hele ki resim derslerinden bildiğin nefret ederdim.
belki hep aynı resimleri yapmamızı zorunlu tuttuklarından bilemiyorum artık. yani her öğretmenler gününde öğretmenler günü resmi her bilmem ne yıl dönümünde onun resmi falan hiç heyecan vermezdi bana yaa. hep resim derslerine boş ders muamelesi yapardım. okulu asıcaksam o derse denk getirirdim. 
tabi ben böyle bi öğrenciyken birden güzel sanatlar fakültesine gitmek istediğimi öğrenen ailem bu fikre pek şaşırmıştı. kendi kararlarıma güvendiklerinden sen bilirsin dediler. ben de desen kursuna başladım.
bir yıl kadar kursa devam ettikten sonra sınavlara girdim ve kazandım. ve işte burdayım. her gün çiziyorum. 

tabi hiç eğitim almamış ve kendi kendine gelişen ve müthiş işler çıkaran illüstratörler yok diyemem ama
iyi illüstrasyonlar için bence mutlaka bir desen eğitimi gerekli. bir şeyi illüstre edebilmek için o şeyi iyi tanımak gerekir. önce gördüğünü doğru çizmelisin ki sonra deforme edebilesin. 
bence bu işin yetenekle metenekle pek bi alakası yok. böyle söyleyince kızanlar oluyor ama bence öyle.   gerçekten çizmek istiyorsan çok çalışırsın (çalışmayı zorunda olduğun için değil bunu istediğin için yaparsın) ve çok çalışmak mutlaka bir başarı getirir.
sonra çok araştırmalısın internet sağolsun acayip güzel işleri oturduğumuz yerden görmemizi sağlıyor. farklı tarzlar görüp incelemek mutlaka fayda sağlayacaktır tarzını bulmakta.
(bak bunlar hep bence... sadece konu hakkında fikirlerim)




12 Aralık 2011 Pazartesi

namaste!

bu kız durup dururken sürekli durup durmak nedeniyle yogaya başladı!
bütün gün masa başında oturup hareketsiz kalmaktan bıktım artık.
belimdeki fıtık nedeyiyle de istediğim sporları yapamıyorum.
ben de ofis arkadaşım betül' ün başlaması ve kendini iyi hissetmesi sayesinde çiçocuumu da kolundan tutup hooop soluğu onun gittiği yoga merkezinde aldım. (zaten kız ne yapsa arkasından koşa koşa gidiyorum. ne giyse gidip aynısını alıyorum. ne yese ben de isterim diyorum kih kih tam bir gıcık kız çocuuuyum)

neyse efendim zamanında annemin sağlıklı yaşam merkezi olduğu ve o merkezin çatı katı benim  atölyem olduğu halde bu zamana kadar hiç bir merak, ilgi, eğilim belirtisi göstermemiş olan benden bahsediyorum.
aynı evin içinde yoga dersi verilirken ben yukarda resim yapar takılırdım da göz ucuyla kapıdan dahi bakmazdım. o zaman tabi hareket halindeydim sürekli. bana iç bayıcı gelirdi bütün olanlar. amaaa
hiç öyle değilmiş tabi. her bir kasın ayrı çalışıyor. iyi  hissettiriyor. 
(yalnız meditasyon işinin içine giremiyorum bir türlü. ne kadar saçma sapan şey varsa anca onlar doluşuyor göksuk kafasının içine. sarı küreye falan ulaşamadım daha^^)

böyle sakin sakin, huzur dolu sesi ve yüzü olan dünyalar tatlısı bir hoca ile çalışıyoruz.
(benim fıtık nedeniyle bazı hareketlerde özel muamele de görüyorum^^)

eğer ilgisi olan varsa diye hocamızın yoga ile ilgili güzel yazılar yazdığı linkini de takdim ediyim kaçıyım:)

nameste^^


9 Aralık 2011 Cuma

şimdi de noel baba oldum!

madem ankara' ya kar yağdı o zaman "yaşasın yılbaşı" havasına girebilirim:)
şimdi tarihe bakınca birazcık erken oldu galiba... ama ilk defa bu kadar coşku varken içimde neden bekliyim ki?  şimdiye kadar hiçbir şey hissetmedim ben mevzuyla alakalı. o yüzden şaşırdım kendime.
bu sene olmasını beklediğim çok değişiklik var hayatımızda çok yenilik var. belki ondan bilmem... artık bir an önce gelsin şu 2012 istiyorum:) hem bakarsınız bu kadar noel babaya sarmışken o da bana yapar bana bi kıyak;) istediğim her şeyi bir pakette toplar bırakır başucuma. paketi açınca her şey değişiverir... bunca zaman umutla beklediğimiz her şey oluverir... gökten üç elma düşer...
oha! resmen duygusal yazı yazıcaktım^^
neyse ucuz atlattık:)
huh!


8 Aralık 2011 Perşembe

ho ho ben yaptım!

keçeden sallamasyon noel baba yaptım.
aslında çok ZOR bi iş ama başardım işte^^ hı hı çok güzel oldu.
(ve biliyorum fotoğraf fecii kaliteli. hep böyle kaliteli işler yaparım ben. kih kih)